Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0,94
BIST 93.699
%-0,71
Dolar 5,3026
%-0,80
Euro 6,0411
%0,15
Altın 212,93
REKLAM

Hayvanlara zulmün en modern hali

kategorisinde, 04 Tem 2018 - 14:50 tarihinde yayınlandı
Hayvanlara zulmün en modern hali

Doğadan kopan günümüz insanı için olmazsa olmazlardan birisi de evcil hayvan beslemek. İnsanlar, küçük dostlarını yanlarında isterler. Bunun en büyük sebeplerinden birisi, insanın doğaya ait olması. Göklere uzanan gökdelenlerde yaşayıp, tüm günü beton yığınlarının arasında geçiren insanlar için doğadan kopmadıklarını hissetmenin tek yolu doğaya ait bir varlığı yanında taşımak. Bazen bir köpek, bir kedi, bir balık ya da bir kuş yaşadığımız gezegende bize eşlik ederler. Bizler bu gezegenin sahibi konumunda görürüz kendimizi, efendiyizdir. O yüzden gezegendeki her canlıya hükmetme hakkına da sahibizdir. İstediğimiz hayvanı parasını verip satın alabiliriz. Evimize alırız, besleriz, oynarız, videolar fotoğraflar çekeriz ve sıkılırız. Sonra da o zavallı hayvanı evimizden kovarız. Kimseye de hesap vermeyiz.

Bir hayvanı sahiplenmek, onu sevmek, can yoldaşı yapmak kesinlikle çok güzel bir şey. Sorun, bu hayvanların parayla alınıp satılabilen ‘eşya’lara dönüştürülmesi.

Özellikle son birkaç yıldır, evcil hayvan ticareti çok yaygınlaştı. Artık sosyal medya üzerinden bile hayvan satın alabiliyoruz. Alınan hayvanın cinsi güç ve para göstergesi oluyor. Mesela çok yüksek fiyatlara bir kedi satın alabiliyorsunuz. Ama hiç kimse o kedinin yaban/yabani bir kedi olduğunu, evinin ‘ev’ değil, vahşi doğa olduğunu umursamıyor. Hayvanlar, hayvanat bahçeleri ya da AVM’lerde halkın eğlencesi olarak sunuluyor, demir parmaklıkların ya da camların arkasında.

KANUN YETERSİZ     

Saygı duymuyoruz dostlarımıza, onlara acı çektiriyoruz ve bundan zalimce zevk alıyoruz. Yardım çığlıkları sadece bizim dilimizde olunca mı duyar hale geldik? Zulüm sadece insana yapılınca mı
suçtur? Türkiye’de hayvan hakları 5199 sayılı kanunla düzenleniyor. Bu kanuna göre ‘hayvanlara işkence etmek’ ve ‘cinsel saldırıda bulunmak’ yasak. Sorun şu ki, kanun ihlalinde sadece idari para cezası var. Yani bir hayvana işkence et, onu öldür. Sonra paranı öde ve yaşamına kaldığın yerden devam et. Bu kanundaki en büyük eksikliklerden bir diğeri ise, İngiltere, İsviçre gibi ülkelerin aksine hayvanların
‘hissedebilen varlıklar’ olarak geçmemesi.

Türkiye’de sıkça duyuyoruz hayvanlara yapılan eziyetleri. Bunlardan birkaçına tekrar bakalım isterseniz. Ankara’da bir alışveriş merkezinin ‘Adrenalin Dünyası’ adıyla kafeslerde vahşi hayvanları sergilediği haberleri hepimizi dehşete düşürdü. ‘Adrenalin Dünyası’ kısmında; serval, Belçika dev tavşanı, Altın Kafalı Arslan Tamarin, evcil dağ gelinciği, marmoset, altuni sülün, nil timsahı, parma wallaby, gila canavarı, mojave çıngıraklı yılanı, çöl engereği, goliath, altın ok kurbağası, afrika dev kırkayağı, kafesli piton, şeritli kokarca, belçika tavşanı, gelincik, sülün, amazon süt kurbağası, sakallı ejder, kraliyet pitonu, dev yaprak kurbağası, kobalt mavisi tarantula gibi vahşi hayvanlar sergileniyor. Bu hayvanlar doğal yaşam alanlarından çok çok uzaktalar ve hapishane hayatı yaşıyorlar.  Sergilenen onlar değil de, biz insanlar olsaydık ne hissederdik acaba?

Çorlu’da yaşanan eziyet olayını unutabildik mi? Çok uzağa gitmeye gerek de yok. Yollarda gördüğümüz susuzluktan ve açlıktan kıvranan hayvanlar, kuyruğuna teneke bağlanan kediler… Hepimiz her yerde, her gün görüyoruz bu manzaraları. Ama kör taklidi yapmak daha kolay.

Zor değil bir kap su, bir kap yemek koymak kapının önüne. Zor değil yaralı bir hayvanı veterinere götürmek, tedavi ettirmek. Zor değil petshop yerine hayvan barınağına gitmek. Sevmek hiç zor değil…

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz